Damla



Boğaziçi’nin en eski ve en nezih semtlerinden biri olan, Osmanlı döneminden bu yana geleneksel dokusunu koruyan Çengelköy’de doğan Damla’nın farklı ve şık objelere olan ilgisi küçük yaşlarda başladı.
Annesinin antika ve koleksiyonculuk konusundaki bilgisi ile babasının İstanbul’un tarihi semtlerinden Sirkeci’de bulunan iş yeri, onun yaratıcı tarafının temellerini oluşturdu.

Üniversitede eğitim aldığı Halkla İlişkiler sektöründe çalışırken ve iki prensesinin doğumuyla sosyal hayatta daha fazla yer almaya başladığında, genel beğeniye hitap eden çantalar yerine kendi tasarladığı çantaları kullanmayı tercih etti.

Çocukluğundan beri ilgiyle gezdiği Tarihi Yarımada’nın otantik atmosferi ile Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı ve Antikacılar Çarşısı; kurumsal hayatta çalıştığı farklı ülkelerin kültürleriyle birleşerek markanın gelenek ve özgünlük ilkelerini hazırladı.

Kız çocukları için bebekler tasarlayıp üreterek ve kendi stilini yansıtan çantalar oluşturarak başlayan yolculuk, markasının ürün yelpazesini haute couture takılarla genişleterek devam etti.

Barok inciler, altın, lapis lazuli ve kuvars gibi doğal malzemelerden ve taşlardan yapılan takılar ve çanta tokaları aracılığıyla DAMLA KALENDER markasının benzersiz ve şık mottosu en göz alıcı şekilde yansıtılmaktadır.

Devam eden dönemde Uzak Doğu’nun geleneksel kıyafeti olan kimononun otantik yapısını modernize ederek koleksiyonuna ekledi.

DAMLA KALENDER, altın kaplama, Swarovski kristalleri ve incilerle süslenmiş, ‘aşkla’ tasarlanmış benzersiz haute couture takılar ekleyerek ürün yelpazesini genişletti.

Oluşturduğu markanın kullanıcıları, geleneksel ve doğal malzemelerin modern bir tarzda yorumlanmasıyla ortaya çıkan ürünlerle zamansız bir şıklık hisseder.

Sık sık ziyaret ettiği Kapalıçarşı’daki hanların dokusu, Türkiye’nin tarihi ve geleneksel değerlerini koruyan batı ve doğu şehirleri ile yaşadığı semtin zarif atmosferi Damla’ya ilham vermeye devam ediyor.